dagıtımlarım

Her ne kadar kendimi bildim bileli linux kullanma isteğim olsa da üniversiteye başlayana kadar böyle bir şansım olmadı. Ancak 1. sınıfa geçip de kendi bilgisayarıma sahip olduktan sonra “linux kullanıcısı” kategorisine girdim. Gerçi bir daha da o kategoriden çıkmayı düşünmüyorum ama konumuz o değil.

Bilgisayarıma ilk linux kurma girişimim pardus 1.0 ile olsa da pardusun o zamanki asus anakartlarla çalışmaması problemi yüzünden yalan olmuş bir girişimdi. Ardından elime geçen bir ubuntu 6.04 cd’si ile kendimi özgür hissetmeye başladım:) O zamandan bu yana da arada denediğim bir çok dağıtıma rağmen ubuntu benim ana dağıtımım oldu. Ubuntu’nun sağlamlığına ve kendi deliliğime güvenerek bilgisayarımda başka bir işletim sistemi bulundurmayacak kadar da bağlıyım dağıtımıma.

Ancak ne kadar iyi olursa olsun şu anda isteklerimle çelişen şeyleri bulunmakta ubuntunun. Bundan dolayı yeni bir dağıtıma geçiş yapma kararı aldım. Haydi hayırlısı.

Öncelikle ubuntu neden benim için iyi bir dağıtım değil ordan başlamak lazım.
- Her ne kadar işleri basitleştirse de ubuntu bir son kullanıcı dağıtımı. Bilgisayar mühendisliğinde okuyan ve linux kullanıyorum diyen benim için konsoldan bu kadar uzak olmak yakışık almıyor:)
- Sistemde neler olup bittiği, dosya yapısı, çalışan servisler ile ilgili bir bilgim yok. Ubuntu beni öğrenmeye zorlamıyor. Tembel adamım ben, iş çıkmadıkça yapmıyorum ama öğrenmek istiyorum.
- Her kurulumdan sonra bir de anti-kurulum yapmak zorunda kalıyorum çünkü bilgisayarımda bluetooth olmamasına rağmen bütün programlar kurulu, bluetooth çalışır durumda geliyor. Aynı şey yazıcı için de geçerli, onları hiç ellemesem öylece kalsalar da olur ama siliyorum yine de.
- Kurulmuş paketlerin ne olduğunu ve ne iş yaptıklarını bilmiyorum. Kurulum aşamasında işleri bana bırakmıyor, kendisi hallediyor(bu aslında güzel bir şey ama benim için değil:)

Şimdi gelelim alternatiflere:

Archlinux
Alper Kanat‘ın günlüğünden öğrendiğim ve staj yaparken elimin altındaki bilgisayarların biraz eski bilgisayarlar olması sebebi ile kurup kullandığım archlinux; paketleri i686 mimarisine göre düzenlenmiş olabildiğince basit olabildiğince esnek kurulmuş, bunun yanında kararlılığı da gözümü kamaştıran bir dağıtım. İlk kullandığım zaman çok basit gelmesine rağmen sonrasında bir takım işlerin emek istemesi ve o zamanki zaman kıtlığı sebebiyle kullanmaktan vazgeçtiğim bir dağıtımdı Arch. Bilgisayarımdan kaldırmış olsam da aklımdan kaldıramadım ve tekrar kurma aşamasındayım.

Gentoo
Duyduğum andan beri kendisine karşı bir sempati beslediğim bir dağıtım gentoo.Her ne kadar anında kurup kullanmak istesem de dağıtımın kendine özel olması sebebiyle malesef böyle bir şansa sahip değilim. Sebebi ise kurulum işleminin günler hatta haftalar sürmesi. Genel mantık olarak her paketin bilgisayara özel derlenmesini öngören gentoo bu sayede performanstan %20lere kadar artış sağladığını öne sürüyor ki kullanan kişilerin de aynı şeyi savunduğunu söylememe gerek yok sanırım. Benim açımdan tek sorunu devasa kurulum belgelerine sahip olması ve gerçekten zaman istemesi. Gerçi Burak kişisinin her konuşmamızda ya da her günlük yazısında iştahımı kabartması o zamanı bana harcatacak gibi duruyor.

Şu an için genel planım kurulu Ubuntu’yu bozmadan öncelikle Archlinux’u kurup kullanmak, ardından da uzun vadede Gentoo kurulumu yapıp ona geçiş yapmak. Her iki dağıtım için de genel değerlendirmeyi bir süre kullandıktan sonra yapmayı düşünüyorum.

Bakalım dağıtım savaşları beni nereye götürecek :)

Eğer Ubuntu 7.04 ve üstü bir sürüm kullanıyorsanız tasksel sayesinde tek komutla LAMP server kurulumu yapabilirsiniz. Bunun için konsoldan:

sudo tasksel install lamp-server

komutunu yazıp onaylamanız yeterli olacaktır. Kurulum esnasında sizden mysql root parolası isteyecektir. Dilediğiniz değeri verebilirsiniz.

Bu aşamadan sonra http://localhost/ bağlantısını tıklayarak çalışan apache sunucunuzu görebilirsiniz. Yazacağınız kodların sunucu üzerinde çalışması için kodlarınızı /var/www dizininde saklamanız gerekmektedir.

Buraya kadarı basit bir LAMP kurulumuydu. Şimdi biraz detaya inelim.

Kurulan Paketler:

Web sunucumuzu tasksel kullanarak yaptığımız için öntanımlı paketler yüklenmiştir. Bu öntanımlı paketler şunlardır:

apache2 apache2-mpm-prefork apache2-utils apache2.2-common libapache2-mod-php5 libapr1 libaprutil1 libdbd-mysql-perl libdbi-perl libmysqlclient15off libnet-daemon-perl libplrpc-perl libpq5 mysql-client-5.0 mysql-common mysql-server mysql-server-5.0 php5-common php5-mysql

Kullanıcı Dizini Oluşturmak:

Biraz önce de yazdığım gibi yazacağınız kodlar için öntanımlı klasör /var/www klasörüdür. Ancak bu klasör üzerine yazma hakkınız bulunmadığından ve her seferinde root yetkileriyle çalışmak güvenli olmadığı için /home klasörünüz içerisinde bir web dizini oluşturabilirsiniz. Bunun için sırasıyla şunları yapmanız yeterlidir:

  • İstediğiniz bir metin düzenleyici(gedit, nano, vi ..) kullanarak ayar dosyamızı açalım.
    sudo gedit /etc/apache2/sites-available/default
  • Document Root satırını bularak orada yazan dizin yolunu istediğimiz şekilde değiştirelim. (Örnek olarak /home/kullanıcı_adiniz/public_html)
  • <Directory /var/www/> olan kısmı <Directory /home/kullanıcı_adiniz/public_html/> şeklinde değiştirelim.
  • Son olarak sunucumuzu yeniden başlatalım.
    sudo /etc/init.d/apache2 restart

Artık /home/kullanıcı_adiniz/public_html/ klasörü sizin web dizininiz olacaktır.

PhpMyAdmin’i kurmak:

PhpMyAdmin veritabanı tablolarınızı yönetmek, yeni tablolar oluşturmak gibi işlemleri yapmak için oldukça kullanışlı bir araçtır. Kurulumu için öncelikle konsoldan

sudo apt-get install phpmyadmin

yazıp onaylamalıyız. Bu aşamada sistemimize phpmyadmin kurulmuş oldu ancak bunu bir de web sunucumuza belirtmeliyiz. Bunun için öncelikle

sudo gedit /etc/apache2/apache2.conf

komutu ile apache ayar dosyamızı açmalıyız. Daha sonra

Include /etc/phpmyadmin/apache.conf

satırını ayar dosyamızın en altına yazmalıyız. Böylece apacheye phpmyadmini göstermiş olduk.

Son olarak

sudo /etc/init.d/apache2 restart

komutu ile sunucumuzu yeniden başlatmalıyız. Artık http://localhost/phpmyadmin bağlantısı ile phpmyadmin’e ulaşabilirsiniz.

Sunucunuzu güle güle kullanın :)

Gmail hesabınızı kontrol etmek için her seferinde browser’inizi açıp mail adresinize girmekten sıkıldıysanız bir de bu küçük ama kullanışlı programı deneyin.
Programın ubuntu üzerinde kurulumu oldukça basit tek yapmanız gereken menüden Uygulamalar>>Program Ekle/Kaldır’ı seçmek ve checkgmail programını aratıp kurmaktır. Kurulumu konsoldan yapmak isterseniz

$ sudo apt-get install checkgmail

komutu yeterli olacaktır.
Program kurulup siz çalıştırdıktan sonra karşınıza şu şekilde bir ayar ekranı gelecektir. CheckGmail ayarlar ekranı Maillerinizi almak için bu ekran üzerinde tek yapmanız gereken şey sol taraftaki Login details bölümünden username kısmına gmail kullanıcı adınızı, password kısmına da gmail kullanıcı parolanızı girmektir. Daha sonra panel üzerinde küçük bir kutucuk çıkacak ve her yeni mail aldığınızda sizi uyaracaktır.CheckGmail Yeni mail uyarısıArtık maillerinizi panel üzerinden rahatça takip edebilirsiniz. Güle güle kullanın:)

CheckGmail Resmi Sitesi

“if you do good things, good things will happen to you — if you do bad things, bad things will happen to you,”

Yani diyor ki “iyi şeyler yaparsan başına iyi şeyler gelir, kötü şeyler yaparsan başına kötü şeyler gelir”. Belki cnbc-e’de de yayınlanan My name is Earl(Benim adım Earl) dizisini izlemişsinizdir. İzlemediyseniz hikaye kısaca şu: Hayatını hırsızlık, yolsuzluk gibi şeylerden para bularak geçiren Earl yeterince kötü şey yaptıktan sonra bir gün kazı-kazandan yüklü miktarda para kazanır. Ancak parayı kazanır kazanmaz kendisine bir araba çarpar ve hastanelik olur. Hastanede yatarken televizyonda bir programda karmadan bahsedildiğini duyar. Ve para kazandığı gün hastanelik olmasının karma tarafından kendisine bir ceza olduğuna inanmaya başlar. İyileşir iyileşmez yaptığı kötülüklerin listesini(hatırlayabildiği kadarıyla) çıkartır ve o kötülükleri düzeltmeye çalışır. Ve böylece bir dizinin konusu oluşmuş olur:)
Herneyse olay Earl’in karması değil tabi ki.Ubuntu‘mda çalışırken programların üzerinde şimdiye kadar farketmediğim bir butona rastladım. Butonda “bu uygulamyı çevir yazıyordu. Tam çevirme işi nasıl olacak diye düşünürken tercüme etme anlamında çevirme olduğunu anladım. Ve ben de madem ki adamlar bu sistemi bedava yapmışlar benim de çorbada tuzum olsun diyerek birkaç çeviri yaptım. Yaptıklarım onaylandı mı yoksa gözden mi geçirilecek henüz anlamamış olsam da çeviri işini yaptığım site üzerinde karma puanı diye bir şey keşfetmiş bulunmaktayım. Bu puan yaptığın çevirilere göre sana bir geri dönüş oluyor. Her çeviride biraz daha da artıyor ve insanı daha da heveslendiriyor. Bugüne kadar sıradan oyun ya da forum sitelerinde karşıma çıkan ve ne gerek var böyle şeylere dediğim bir olaydı bu puan olayı. Ama bu sefer bir şeyler farklı. Sana iyilik yaptığını söyleyen şey gerçekten de işe yarar bişey:) Sen çeviri yapıyorsun senin sayende ingilizce bilmeyenler daha da rahat kullanıyor Ubuntu’sunu. Heee “Ubuntu da beni görecek mi?” diye düşünürsem yapılacak bişi değil ama hem kendi alanımda bir şey olduğundan hem de kullandığım bir şey üzerinde kendi adımı görmenin bana mutluluk getireceğini bildiğimden düşünmeye gerek duymadan emek harcayacağım bir uğraş buldum kendime.
Sıradan bir iş değil bu, iyilik yapıyorsun gerçekten..
Şimdilik iyi şeyler yapma işini başlattık. Bakalım gelecekte başımıza iyi şeyler gelecek mi:)