Üzerinde en çok düşündüğüm yazı budur herhalde. 6 ay gibi bir süredir her akşam oturup bu yazıyı yazmak istedim. Ama olmadı bir şekilde.

Biliyorum bunu yazmak zorunda değilim ama hayatımı etkileyen ya da etkilemeyen bir kısmı saçma sapan konularda yazı yazıp da babama bir şey yazmamak garip geldi.

Bir süredir bunları yazmak isterken aynı zamanda ne yazacağımı da düşünüyorum. Geçmişten, babamla olan geçmişimden başlamak en iyisi sanırım. Aslında genel olarak bakınca hatırladığım çok fazla şey yok. Sadece geçmişten küçük küçük kareler var aklımda. Çok küçükken bana hesap makinesinin ne işe yaradığını anlatması ve sayıların ne olduğunu öğretmesi bir kareyken Beşiktaş’ımızın İnönü’süne birlikte gidişlerimiz, omuzlarına çıkıp “metin, ali, feyyaz vursun, Beşiktaş’ım şampiyon olsun” diye bağırmamız başka bir kareyi oluşturuyor.

Altından tutup çevirince içine kapanan, benim çok beğendiğim güzel bir Beşiktaş bayrağı almıştı babam bana bir maç çıkışı ve her zamanki gibi babamın sözünü dinlemeyip arabanın camından sallarken düşürmüştüm.

Bir gün belediye otobüsündeyken otobüsün ani freniyle dudağımı demire vurup patlatmıştım. Çok küçüktüm ama ben istedim diye ayrı koltuğa oturmama izin vardı. O yaşımdayken babamın bana güvenmesinden kaynaklanan bir izindi bu ve ne kadar canım yansa da neden babamın kucağında oturmam gerektiğini öğreniyordum. Yine ben küçükken akşamları iş dönüşü beni dışarı çıkmam için arayıp bakkala çağırırdı ben de sokağın başına kadar gidip onun beni almasını beklerdim. Babam sokağın başında beni karşılardı ve onunla caddenin karşısına geçip bakkala giderdik. Bir akşam babam caddenin karşısına beni çağırdı ve dikkatli olduktan sonra tek başıma geçebileceğimi söyledi. Onun bana verdiği cesaretle tek başıma karşıdan karşıya geçtim. Karşıya geçip babama sarıldığımdaki mutluluğumu hiç unutmam. O yaşımdan beri kendime güvenmemi sağlayan kişidir babam.

Neredeyse her haftasonu bir yerlere gezmeye götürürdü beni. Çoğunluğunda da bana oyuncak almaya giderdik. Onun bana oyuncak alırken yaptığı pazarlıkları izlemek ya da beni mutlu ettiği için gülümsemesini görmek benim için vazgeçilmez bir şeydi. Evet çok küçüktüm ama bunları çok iyi hatırlıyorum.

Çok çalışıyordu babam. Gece eve geç saatlerde geliyordu genelde. Bunu da çok iyi hatırlıyorum.

Küçüklüğüm biterken hatırladığım son şey belki de babamla gittiğimiz son Beşiktaş maçıydı. Kocaelispor’a 5-2 yenilmiştik.

Sonra araya bir boşluk giriyor ve birden seneler geçiyor geçmişimdeki hatırladığım karelerde. Sanki ilkokulu ortaokulu okurken babamla hiçbir şey yaşamamışız gibi. Ne kadar düşünsem de aklıma gelmiyor bir şeyler.

Ve kareler tükeniyor. Bir kısmını hatırlamak istemiyorum bir kısmını ise zaten hatırlamıyorum.

Kareler bitiyor bitmesine ama benim hala dönüp o karelere bakmam gerekiyor.

Hesap makinesini kullanırken öğrendiğim matematik hala beynimi en çok meşgul eden şey. İnönü hala güzel ve Beşiktaş hala şampiyon olabiliyor. Otobüs yolculuğunda ani frenler artık dudağımı patlatmıyor. Tek başıma caddenin karşısına geçmek artık çok sıradan. Bütün bunlar hayatıma babamın kattığı şeyler ama bir süredir babam yok hayatımda.

6 ay önce babam vefat etti. Bir kaç senedir hastaydı. Kendisi için çok sıkıntılı zamanlar geçirdi. Bu zamanlarda bizi mutlu edebilmek için bizden daha fazla güldü. Ölmeyi yaşamaya tercih ettiği anlarda bile bizi düşünerek yaşadı, mutluymuş gibi davrandı. Sonunda istesek de istemesek de gitti ve acılarından kurtuldu.

Gitmeden önce son bir kez onu çok ama çok sevdiğimi söylemek isterdim. Bundan sonra da çok şeyi yapmak isterdim. Birlikte oturup olup biten her şeyi konuşmak isterdim. Gereken yerlere birlikte küfür etmek isterdim. Beraber King ya da başka bir kağıt oyunu oynayıp normal oyunlarda beni ezmesini izleyip, ballı olduğum ellerde sen zaten balık oyuncusun demesini isterdim. Aklıma takılan her türlü olayı ona sorup ne düşündüğünü öğrenmek isterdim.

Sorulacak çok soru kaldı be baba.

Birlikte yapılacak çok şey kaldığı gibi.

Okumam için o kadar uğraştıktan sonra üniversiteyi bitirişimi görememen, evlendiğimde yanımda olamayacak olman, ilk düzenli maaşımı almaya başladığımda senin buna sevinememen…

Daha çok şey vardı be baba. Yazılabilinecek çok şey olduğu gibi.

22 yıllık zamanda çok ama çok büyüttün beni baba. Çok şey öğrettin. Çok mutlu ettin. İyi ki vardın.

Seni çok ama çok seviyorum babam…