Eylül 2009


Birkaç gündür kız arkadaşım bilgisayarından blogger’a giremediğinden şikayet ediyordu. Nedir ne değildir diye araştırırken opendns’ten kaynaklandığını farkettim(aslında tam opendns ile alakalı değil ama kullanmayınca çözülüyor). Opendns kullanırsak blogger’a kullanmazsak youtube’a giremediğimiz için kullanmayı tercih ettik.

Tabi şu anda bu yazıyı yazmamın sebebi neden opendns benim blogger’a girmeme engel oldu değil. Sadece problemin çözümü için araştırırken opendns’in forumundaki ülkemiz hakkındaki bakış açısını yazmak istedim.

Olay şöyle gerçekleşmekte:
İskoçya’dan Türkiye’ye gelmiş ve Youtube ve benzeri yasaklı siteler için bizim gibi OpenDNS kullanan birisi da blogger’a giremediğini farketmiş ve neden diye sormuş. Cevabı veren kişi ise bir iki diyalogdan sonra aynen şunları yazmış:

Ah, you are from Turkey?
“Any thoughts?”
Yes, you answered it yourself: “…a lot of blocked sites here in Turkey…” :cry:
https://ssl.scroogle.org/cgi-bin/nbbwssl.cgi?Gw=blogger+blocked+in+Turkey :shocked:
This is why Turkey is not and will not be a EU member – you know?
This is not an attitude we would ever tolerate here in the EU.

Kısaca Türkiye’de birçok sitenin yasaklanmış durumda olduğunu ve sadece bu yüzden bile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giremedigini ve giremeyeceğini, Avrupa Birliği’nde böyle olaylara hiçbir şekilde izin verilmeyeceğini söylemiş.

Amacım neden Avrupa Birliği’ne giremiyoruz ya da Avrupa Birliği şöyle güzel demek değil. Sadece salakça kısıtlamalar yüzünden insanların bize bakış açısının geldiği durum gerçekten çok kötü. Hatta aynı yazışmanın devamında yukarıdakileri yazan kişi konuyu başlatan İskoç’a “sen Türk vatandaşı değilsin dolayısıyla bu kısıtlamaların seni etkilememesi gerekiyor” diyor. Mantık olarak doğru olsa da uygulamada ne yazık ki öyle olmuyor.

Sürekli kısıtlanıyoruz. Bir yerlerde bir şeyler kapanıyor. Web sitesi şikayet hattı(evet, var böyle bir şey) olan ender ülkelerden biriyiz.

Yakında kendimizi kaparız, işte o zaman dert edecek bir şey kalmaz.

Not: Konunun geçtigi foruma buradan ulaşabilirsiniz.

Soru: Bilgisayarımda Arch Linux kullanıyorum. Kendime bir adet harici hard disk aldım. Hard disk ilk geldiginde dosya sistemi fat32 olarak formatlanmıştı, ben de değiştirmedim. Sonrasında bu hard diske de arkadaştan bir ton müzik, film indirdim. Ancak ardından hard diski kendi bilgisayarıma bağladığımda bütün dosya isimleri hatalı gözüküyordu. En basitinden “Müzik” klasörüm bile “M?zik (hatalı kodlama/invalid encoding)” şeklinde gözüküyordu. Sistem yerelini en_US ve tr_TR olarak denedim ama hiçbir şey değişmedi. Nasıl düzeltirim?

Cevap:  Buradaki sorun hal’in fat sistemleri bağlarken UTF-8 kodlama kullanmamasından kaynaklanmakta. Aslında Arch Linux Türkiye Topluluğu‘nun mail listesinde de tartışıldığı gibi hard disk bölümlerini /etc/fstab dosyasını düzenleyerek statik olarak bağlayıp, bağlarken UTF-8 kodlaması vermek mümkün. Ancak bu durumda kendimce madem hal diye bir şey var ve madem otomatik bağlama(auto-mount) yapabiliyor ne diye hard diski elle bağlayayım sorusu meydana geliyor. Bu problem ise şurada anlatıldığı gibi(tek farkı gconftool yerine gconftool-2 kullanmak) konsoldan:

gconftool-2 -s /system/storage/default_options/vfat/mount_options –list-type=string -t list [shortname=lower,uid=,flush,utf8]

komutu verilerek çözülebiliyor.

Artık Fat dosya sisteminizde Türkçe karakterleri rahatlıkla gösterebilirsiniz.

Not: gconftool-2 gnome ile gelen bir uygulama, dolayısıyla bu çözüm yolu başka pencere yöneticilerinde(Kde gibi) çalışmayacaktır. Kolay gelsin.