Sabahleyin uyanmak ile sabahlamak arasındaki farkın en net şekilde anlaşıldığı zamandır sabahın körü…
Sabahın erken saatleri -eğer düzgün bir uyku uyuduysanız- beyninizin son derece algıya açık olduğu bir vakittir. Algılama yeteneğiniz üst sınırdadır ve beyninizin içi boştur. Bir de güne kahveyle başlarsanız, kimse tutamaz sizi artık 
Ancak olaya bir de diğer açıdan bakarsak…
Gece boyunca çalışmış, bir şeyler üzerinde uğraşmış ya da laklak yaparak sabahlamış birisi için sabah, beynin bittiği andır. Hatta beyin uyumuştur ama siz farkında değilsinizdir. Abuk sabuk şeylere güler, anlamsız şeylere takılır, mantık aramadan yorum yaparsınız her şeye…
Aslında zevkli bir zamandır sabahladıktan sonraki sabah. Uykunun ne kadar güzel bir şey olduğunu anlamanız için bir fırsattır. Ya da duyarsız bir hale gelmenin ne kadar güzel olduğunu farketmenize de yarayabilir. Bir şey düşünemezsiniz genellikle ve düşünemediğiniz için de bir şeyleri dert etmenize de gerek yoktur. Bir nevi sarhoşluk durumu da diyebiliriz buna. Dertsizliğin dibine vurulduğu bir sarhoşluk..
Her ne kadar çalışmayan bir beyinle durmak güzel olsa da, uyumak lazım. Ama uyumamız gerektiği için uyumak değil, uyanmak için uyumak lazım..
Ne de olsa uyandığımızda bizi yeni bir hayat bekleyecek değil mi!!
Mayıs 8, 2008