Hani bazen sebepsiz yere hüzünlenirsiniz ya birdenbire her şey saçma gelir gözünüze, hiçbir şey yapmak istemezsiniz. Ne yapmalı bu durumlarda?
Her şeyi bırakıp kendini bir kenara çekip kafa mı dinlemeli?
Bir dost bulup(ya da onun seni bulmasını bekleyip) konuşarak, eğlenmeye çalışarak kendini kendinden mi kaçırmalı?
Yoksa oturup hüngür hüngür ağlamalı mı?
Bir kenarda durup somurtmanın çok fazla bir şey getireceğini sanmıyorum. İçinizde garip bir hüzünlenme varsa ne değişiklik olacak ki? Ha başın ağrır dersin ben biraz uyuyayım geçer dersin. Ama bu uyumayla da geçmeyen anlamsız bir sıkıntıdır. O yüzden boşuna somurtmaya gerek yok:) Canımız sıkkın olsa da hayat güzel yaşamak gerek…
Birileriyle konuşmak kesinlikle olumlu etki yapabilir. Çünkü sebepsiz olan bir şeydir bu ve işin ilginci bunun sebepsiz olduğunu siz de bilirsiniz. Ve bundan kurtulmak istersiniz. Keyifli bir muhabbet, yanına güzel bir rakı sofrası(bu olmasa da olur da kafa dağıtmak için birebirdir) bir de güzel bir insan oldu mu yanında daha ne ister ki insan? Tok karnına alınan tek dozda çözüm getiren bir ilaçtır bu…
Peki bunu da istemezseniz nolacak? Yani sonuçta canınız bir şey yapmak istemez. En seveceğiniz şeyler bile o an size yabancı gelebilir.
Diyorum ki oturup ağlayalım…
Öyle bir ağlayalım ki ne dert kalsın ne tasa…
Bütün sebepsiz hüzünler çıkıp gitsin içimizden…
Ağlayıp mutlu olalım hatta ağlarken bile mutlu olalım…
Biraz sadistlik moduna geçse de aslında olmayacak şey değil. Zaten ağlamak gülmenin kardeşi değil miydi? Ağlamak içimizi boşaltmak değil miydi? Ağlayarak içimizdeki sıkıntıyı da dışarıya atmış oluruz o zaman. Ondan sonra da yeniden gülmemek için bir sebep yok:)
Çok gülen çok ağlar derler ya, ben de inadına çok ağlayan çok güler diyorum.
Gülmeye mola vermiş birisinin mola yeridir ağlamak…
O zaman haydi mola vermeye…