spastik anry…
ooolm didişmeyin beee…
şştt derya abim geliyor…
yiğenim … olmazsa ne edecen ki?
arabam zaten cabrio…
bilo ve unutulmaz geyikleri(arabanın üzerinde palengaz palengaz diye bağırıyorlardı=)) …
bana attığın uçan tekme ve sonrası…
halı saha maçında sıkılıp orta sahadan kendi kalene şut çekmen…
gidemediğimiz (aslında gidip de giremediğimiz) o beşiktaş maçı…
pis burun ronaldo…
ilhan mansız – tümer metin – ibrahim toraman – david beckham – sen…
ve:
….: zaf
….: zaf
….: nbr?
….: zaf
….: zaf
….: zaf
….: zaf
….: zaf
….: orda mısın?
….: zaf
….: zaf
….: lanet olası herif
….: zaf
….: zaf
….: zaf …
gece saat 4ü geçiyor, annem uyandırdı. Suratı bembeyaz olmuş bir şekilde “oğlum kalk bittik biz” dedi. Uyku sersemliğimle bir yandan annemi oturtmaya çalışırken bir yandan ne olduğunu soruyordum. “Özcan trafik kazası geçirmiş” dedi annem. Düşünmeye başladım. O an annemin o halde olması o kadar garip geldi ki. Kendi kendime “Altı üstü bir trafik kazası bunda ne var ki? En fazla Özcan’ım hastanededir, çok kötü durumdadır. Biraz yatar çıkar.” diyorum. Ama sonrasında o acı telefon görüşmesini ben de yaptım. “Özcan’ı kaybettik.”
Bir yandan gözümden yaşlar aktı bir yandan kabullenemedim. Kabullenmek istemedim. Benim kardeşim bu kadar kolay yaşamayı bırakmaz diye düşünüyorum. Bir yanlış vardır, olmamıştır, olmamalıdır demeye çalışsam da gözümün önünden seninle geçirdiğimiz güzel günler, geceler, yaptığımız muhabbetler, yaramazlıklar kısaca sana dair olan iyi kötü her şey çoktan geçmeye başlamıştı. Sonrasında ne olduğunu anlayamadan kendimi önce tabutunun sonra da mezarının başında ağlarken buldum.
Bir insan hep sınırlarda mı dolaşır diyorum kendi kendime. İstediklerini yapmak için bu kadar mı savaşabilir. Biz daha neyi istediğimizi bilemezken sen bütün dünyayı gezdin dolaştın, kendi paranı kazandın. Bizden uzaktaydın ama mutluydun, mutluluğun için savaştın. Bizim yalan dünyamıza isyan ettin kendi gerçeklerini buldun. Ve sonunda da bir şekilde sınırları aştın. Hem de o kadar çabuk aştın ki kendin yazıp duvarlarına astığın “things to do” listenin çoğunu yapılmamış bıraktın; “final target”ına yaklaşamadın bile. Yine de kendi yazdığın gibi hep umut ettin, düşledin ve genel olarak başardın.

“En”leri yaşadığım birisiydin sen. Benim hakkımda en güzel tespitleri sen yaptın genelde. Birlikte en çok güldüğüm insanlardan birisin. Tabi öyle normal gülmekten, gülümsemekten bahsetmiyorum. Katılarak karnın ağrıyıncaya kadar gülmekten bahsediyorum. Hala birlikte geçirdiğimiz son güzel geceyi unutamam
Ve hayatımın en kötü gecesini de sen yaşattın bana.
Her ne kadar ömrüm boyunca kabullenmek zor gelecek olsa da gülmeyi, yaşamayı, çılgınlığı çok seven kardeşim artık yok. Başlangıçta yazdığım onlarca şey onları anlamlı yapan kişi olmadan o kadar anlamlı gelmiyor. Söylenecek sözlerin de yazılacak yazıların da anlamı olmadığını biliyorum aslında. Ama senin gibi birisini yaşayıp da anlatmamak olmazdı be Özcan’ım.
Hep mutlu kal kardeşim…
