Başlık bile kendince garip oldu ama bu yazıyı yazmak için düşünürken başlığı “son yazı” olsun diye düşündüm. Hemen ardından dönüp baktığımda zaten “son yazı” başlıklı bir yazım olduğunu farkettim ve başlığı “son yazı 2″ diye atarken buldum kendimi :)

Neyse gelelim olaya. Bundan önce bir defa denediğim ve bahtsız bedevilikten dolayı senelerdir sorunsuz çalışan ve işini de çok iyi yapan hosting firmasının birdenbire kapatmaya karar vermesiyle ortada kaldığım bir kendi sitemi, kendi blogumu açma maceram vardı. Blogumu taşıdım site açtım diye sevinip o zamanlar bir son yazı yazmıştım :D O zamandan bu yana çok çok fazla yazı yazmamışım ama kapanıştan dolayı mecburen wordpress’in verdiği bloguma geri dönmüştüm.

Bu sefer para kazanan birisi olmanın verdiği rahatlıkla birlikte biraz daha pahalı ama daha sağlıklı bir hizmet satın aldım ve tekrardan taşınıyorum :) Bu sefer mümkünse geri dönüşü de olmasın. Geçen sefer yapıp bu sefer yapmadığım bir değişiklik olacak o da buradaki yazılarımı taşımayacağım. İşin aslı wordpress’deki evimden elimi kolumu sallayıp çıkıyorum ve yeni bir başlangıç yapıyorum. Buradan bir şey götürmememin en büyük sebebi buradaki yazıların biraz eskimiş yazılar olması.

Yeni blogumda şimdilik bir şey yok ama yine de isteyenler buraya tıklayıp ya da blog.yorgunpenguen.com adresine gidip bir bakabilirler ya da bundan sonrası için rss takibi yapabilirler.

Sevgiler, saygılar efenim. Mutlulukla kalın :)

Bilmök yani tam adıyla Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi bu sene  Konya’da Selçuk Üniversitesi’nde düzenleniyor. Organizasyon genel olarak Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerini bir araya getirip aralarındaki iletişimlerini arttırmalarını, sorunlarını paylaşmalarını sağlıyor. Bilmök’e her ne kadar üniversiteler tarafından resmi 3 katılımcı gönderiliyor olsa da yapılan seminerler bütün bilgisayar mühendisliği öğrencilerine açık.

Konya’ya gidemeyen öğrenciler için Bilmök 2010′u zeitin olarak canlı yayınlıyoruz. Her ne kadar bu sene geçen seneki pardus, emo, lkd baskınlığının aksine microsoft baskınlığı bulunsa da kongreyi http://www.zeitin.com/bilmok adresinden izleyebilirsiniz.

Herkese iyi seyirler!

Birkaç gündür kız arkadaşım bilgisayarından blogger’a giremediğinden şikayet ediyordu. Nedir ne değildir diye araştırırken opendns’ten kaynaklandığını farkettim(aslında tam opendns ile alakalı değil ama kullanmayınca çözülüyor). Opendns kullanırsak blogger’a kullanmazsak youtube’a giremediğimiz için kullanmayı tercih ettik.

Tabi şu anda bu yazıyı yazmamın sebebi neden opendns benim blogger’a girmeme engel oldu değil. Sadece problemin çözümü için araştırırken opendns’in forumundaki ülkemiz hakkındaki bakış açısını yazmak istedim.

Olay şöyle gerçekleşmekte:
İskoçya’dan Türkiye’ye gelmiş ve Youtube ve benzeri yasaklı siteler için bizim gibi OpenDNS kullanan birisi da blogger’a giremediğini farketmiş ve neden diye sormuş. Cevabı veren kişi ise bir iki diyalogdan sonra aynen şunları yazmış:

Ah, you are from Turkey?
“Any thoughts?”
Yes, you answered it yourself: “…a lot of blocked sites here in Turkey…” :cry:
https://ssl.scroogle.org/cgi-bin/nbbwssl.cgi?Gw=blogger+blocked+in+Turkey :shocked:
This is why Turkey is not and will not be a EU member – you know?
This is not an attitude we would ever tolerate here in the EU.

Kısaca Türkiye’de birçok sitenin yasaklanmış durumda olduğunu ve sadece bu yüzden bile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giremedigini ve giremeyeceğini, Avrupa Birliği’nde böyle olaylara hiçbir şekilde izin verilmeyeceğini söylemiş.

Amacım neden Avrupa Birliği’ne giremiyoruz ya da Avrupa Birliği şöyle güzel demek değil. Sadece salakça kısıtlamalar yüzünden insanların bize bakış açısının geldiği durum gerçekten çok kötü. Hatta aynı yazışmanın devamında yukarıdakileri yazan kişi konuyu başlatan İskoç’a “sen Türk vatandaşı değilsin dolayısıyla bu kısıtlamaların seni etkilememesi gerekiyor” diyor. Mantık olarak doğru olsa da uygulamada ne yazık ki öyle olmuyor.

Sürekli kısıtlanıyoruz. Bir yerlerde bir şeyler kapanıyor. Web sitesi şikayet hattı(evet, var böyle bir şey) olan ender ülkelerden biriyiz.

Yakında kendimizi kaparız, işte o zaman dert edecek bir şey kalmaz.

Not: Konunun geçtigi foruma buradan ulaşabilirsiniz.

Soru: Bilgisayarımda Arch Linux kullanıyorum. Kendime bir adet harici hard disk aldım. Hard disk ilk geldiginde dosya sistemi fat32 olarak formatlanmıştı, ben de değiştirmedim. Sonrasında bu hard diske de arkadaştan bir ton müzik, film indirdim. Ancak ardından hard diski kendi bilgisayarıma bağladığımda bütün dosya isimleri hatalı gözüküyordu. En basitinden “Müzik” klasörüm bile “M?zik (hatalı kodlama/invalid encoding)” şeklinde gözüküyordu. Sistem yerelini en_US ve tr_TR olarak denedim ama hiçbir şey değişmedi. Nasıl düzeltirim?

Cevap:  Buradaki sorun hal’in fat sistemleri bağlarken UTF-8 kodlama kullanmamasından kaynaklanmakta. Aslında Arch Linux Türkiye Topluluğu‘nun mail listesinde de tartışıldığı gibi hard disk bölümlerini /etc/fstab dosyasını düzenleyerek statik olarak bağlayıp, bağlarken UTF-8 kodlaması vermek mümkün. Ancak bu durumda kendimce madem hal diye bir şey var ve madem otomatik bağlama(auto-mount) yapabiliyor ne diye hard diski elle bağlayayım sorusu meydana geliyor. Bu problem ise şurada anlatıldığı gibi(tek farkı gconftool yerine gconftool-2 kullanmak) konsoldan:

gconftool-2 -s /system/storage/default_options/vfat/mount_options –list-type=string -t list [shortname=lower,uid=,flush,utf8]

komutu verilerek çözülebiliyor.

Artık Fat dosya sisteminizde Türkçe karakterleri rahatlıkla gösterebilirsiniz.

Not: gconftool-2 gnome ile gelen bir uygulama, dolayısıyla bu çözüm yolu başka pencere yöneticilerinde(Kde gibi) çalışmayacaktır. Kolay gelsin.

Dün ofiste çalışırken telefonuma bir kısa mesaj geldi. Mesaj +2347062850405 gibi garip bir numaradan geliyordu. Sonradan öğrendiğime göre bu bir Nijerya numarasıymış. Tabi işin ilginçliği bu mesajın bana Nijerya’dan atılan ilk mesaj olması değil mesajın içinde yazanlardı. Buyrun içeriğe:

CONGRATS! Your mobile # has won £100,000.00GBP in the on going NOKIA AWARD, email your name and # to our U.K office: uk.mobile@live.co.uk, +447024069956

İnsanların internet trafiğini spam’e boğmaları yetmemiş, artık cep telefonlarında da başlamışlar bu işe. Tek tesellim insanları taciz etme konusunda artık Turkcell, Avea, Vodafone üçlüsünün yalnız olmaması :P

Nereye gidecek bu işin sonu bilmiyorum ama hadi hayırlısı!

Sonraki Sayfa »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.