Yazım tarihi Mayıs 19, 2008 yazan: xaph
Ubuntu’da pencere yöneticisi olarak bize harika görseller sunan Compiz-Fusion geliyor. Compiz-Fusion her ne kadar yaptığı onca şova(buradan neler yaptığına bakabilirsiniz.) karşılık sisteminizden çok fazla şey istemese de bilgisayarınız ekran kartının yeterli olmaması ya da compiz-fusion kullanamak istememeniz durumunda Compiz-Fusion kullanmaktan vazgeçebilirsiniz.
Compiz-Fusion’u geçici olarak kapatmak:
Compiz-Fusion’u geçici durumlar için kapatmak isteyebilirsiniz. Bunun için konsoldan
$ metacity --replace
komutunu girmeniz yeterli olacaktır. Kubuntu’da ise aynı işlem için
$ kwin --replace
komutunu kullanabilirsiniz. Bilgisayarınızı yeniden başlattığınızda Compiz tekrar çalışır halde olacaktır.
Compiz-Fusion’u sürekli olarak kapatmak:
Bilgisayarınız açıldığında beni Compiz karşılamasın hatta hiç açılmasın diye düşünüyorsanız yapmanız gereken 2 basit işlem var.
1. Alt+F2 ‘ye basarak “Uygulama Çalıştırıcı”nızı başlatıp “gconf-editor”u çalıştırın.

2. Gconf-editor üzerinde “desktop>>gnome>>applications>>window_manager” yolunu izleyin.

“Current” ve “default” kelimelerinin yanındaki “/usr/bin/compiz” değerini “/usr/bin/metacity” ile değiştiriniz.

Bu işlemi yaptıktan sonra artık bilgisayarımız standart olarak metacity pencere yöneticisi ile çalışır hale gelecektir.
Compiz-Fusion için başlangıç butonu oluşturmak:
Öncelikle bu işlemi yapmanın zorunlu olmadığını söylemekte yarar var sanırım. Her ne kadar Compiz-Fusion’u sistem başlangıcından kaldırsak da, yeniden başlatmak istediğmiz durumlar olabilir. Bunun için isterseniz uygulamalar menünüze bir buton ekleyerek istediğiniz zaman tek tuşla Compiz-Fusion’a geçebilirsiniz. Butonumuzu oluşturmak için öncelikle Uygulamalar menümüz üzerine sağ tıklayıp “Menüleri düzenle”(edit menus) seçeneğini açabiliriz.

Butonunuzu koymak için istediğiniz bir menü seçin ve sağ taraftan “Yeni nesne”(new item) butonuna basın.

Son olarak ise butonumuzu bu özelliklere göre oluşturalım:
Tür: Uygulama
Ad: Compiz
Komut: compiz –replace
Yorum: compiz pencere yöneticisi başlatıcı
Kaynak
Kategorisi: ubuntu | Etiketler: compiz-fusion | 2 Yorum »
Yazım tarihi Mayıs 16, 2008 yazan: xaph
Bir önceki yazımda C ile programlamaya başlangıç için basit bir “Hello World” uygulamasının nasıl yazılacağını ve çalıştırılacağını anlatmıştım. Şimdi ise yazdığımız “Hello World” programını detaylı bir şekilde inceleyelim.
Öncelikle kodumuzu tekrar yazalım:
#include <stdio.h>
int main()
{
printf("Hello Woıld!");
return 0;
}
Programımızı incelemeye 2. satırdaki main() fonksiyonumuz içerisinden başlamakta yarar var. Çünkü C kodları standart olarak main() fonksiyonundan itibaren çalışmaya başlarlar.
“int main()” yazarak iki şeyi belirtmiş oluyoruz. İlki, main() fonksiyonumuzun sisteme integer(tamsayı) cinsinden bir geri dönüş değeri göndereceği, ikincisi ise main() fonksiyonunun parametre almayacağıdır. Bu kavramlar şimdilik yabancı kavramlar olsa da hem kulak alışkanlığı olması açısından, hem de fonksiyon mantığına başlangıç olması açısından bilmenizde yarar var.
4. satırda “printf(”Hello Woıld!”);” ifademiz var. Printf, kendisine verilen bir yazıyı aynı şekilde ekrana bastırmaya yarıyor. Mesela tırnak içerisindeki yazıyı değiştirip “printf(”Merhaba Dünya!”);” yaptığımızda programızın çıktısı “Hello World!” değil, “Merhaba Dünya!” olacaktır.
5. satırda ise “return 0;” şeklinde bir ifade kullandık. main() fonksiyonumuzun sisteme geri dönüş değeri olarak bir tamsayı(int) değerini göndereceğini söylemiştik. Burada o geri gönderme işini yapıyoruz. Sisteme main() fonksiyonunun sorunsuz olarak çalıştığını bildiren “0″ geri dönüş değerini gönderiyoruz. Bu çok detaylı olarak bilmeniz gereken bir şey değil ancak standart olarak her C kodumuzda kullanmamız gereken bir satırdır.
Böylece kodumuzun sonuna gelmiş bulunmaktayız. Ancak ilk satırın ne işe yaradığını söylemedik. C programları kendi kod kütüphanelerini kullanırlar. “stdio.h” da bunlardan bir tanesidir. Standart input/output(standart girdi-çıktı) tanımının kısaltmasıdır. İçerisinde genel olarak C üzerindeki bir çok girdi ve çıktı işlemlerini yapan hazır fonksiyonları bulundurur. Bu fonksiyonların ne olduğunu bu sayfadan inceleyebilirsiniz.
Peki biz neden yazdık bu satırı? Biz ekrana çıktı vermek için “printf” fonksiyonunu kullandık ve bu fonksiyon da “stdio.h” dosyasının içerisinde tanımlanmaktadır. #include diyerek bu dosya içerisinde tanımlanmış bütün fonksiyonları kullanabileceğimiz hale getiririz.
Temel olarak programımızda olan şeyler bunlar. Bir de C programlama için genel olan şeyler var gelin bir de bunlara bakalım:
- C kodlarında her satırın sonunda “;” bulunur. Eğer “;” kullanmazsanız hata alırsınız.
- C kodları boşluk ayrımı yapmaz(tabi kullandığınız komut isimlerini ayırmadığınız sürece). Örnek olarak,
printf("yazi");
yazmak ile
printf ( "yazi" ) ;
yazmanız arasında bir fark yoktur. Ancak
prin tf("yazi");
yazarsanız hata alırsınız.
- C’de ekrana bir şeyler bastırırken yazıyı bölmeniz ekrana basımı sırasında herhangi bir şey değiştirmez. Yani
printf("Hello World!);
yazmak ile
printf("Hello ");
printf("World!");
yazmanız arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de
Hello World!
çıktısını verecektir. Yazı içerisinde yeni bir satıra geçmek için “\n” kullanabilirsiniz.
printf("Hello \nWorld!");
Kodunun çıktısı
Hello
World!
şeklinde olacaktır.
- Boş bırakmak ile void yazmak arasında fark yoktur. Void’in kullanılma sebebi boşluğun unutulmadığını bilinçli olarak yapıldığını belirtmektir. (int main() yerine int main(void) ile karşılaşabilirsiniz. Bilginiz olsun)
İyi kodlamalar.
Kategorisi: c programlama | Etiketler: genel C kavramları, stdio.h | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 16, 2008 yazan: xaph
Linux için arkaplanda MPlayer video oynatıcısını kullanıp, MPlayer’ın kütük gibi olan arayüzü yerine kendi şirin arayüzünü kullanan bir medya oynatıcımız var: SMPlayer. SMPlayer için ayrıntılı bilgiyi anasayfasından alabilirsiniz.
Ubuntu üzerinde SMPlayer yüklemek için konsolda
$ sudo apt-get install smplayer
komutunu kullanabilirsiniz.
SMPlayer bütün güzelliklerine rağmen, bir dosya açmaya çalıştığımızda bizi birkaç saniyelik bir bekleme süresine sokuyor. Sorun SMPlayer’ın her başlangıçta sistemde etkin bir ekran koruyucu var mı diye kontrol etmesinden kaynaklanmakta. Bu sorunu halletmek için SMPlayer menüsünden Seçenekler>>Özellikler’e girip Genel başlığı altında Video sekmesine gelmeli ve “Disable Screensaver” seçeneğini kaldırmalıyız. Böylece SMPlayer’ımız daha hızlı açılacaktır. Ancak unutmamanız gereken bir şey var; o da ekran koruyucumuzu kapatmamız. Yoksa film izlerken en heyecanlı yerinde ekran koruyucu ile karşılaşabiliriz
İyi seyirler…
Kategorisi: Linux, ubuntu-program | Etiketler: smplayer | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 13, 2008 yazan: xaph
Yazım tarihi Mayıs 11, 2008 yazan: xaph
Smallville diye bir dizi var. Kısaca Süpermen’in gençliğini daha doğrusu liseli Clark Kent olduğu zamanları anlatıyor. Henüz Süper olmadığı zamanlar yani…
Diziye biraz lise aşkı katmışlar, biraz Clark’ın anne babasıyla olan ilişkisini anlatmışlar, biraz geçirdiği ergenlik sorunlarından bahsetmişler ve ortaya ortalama bir dizi çıkarmışlar.
Neyse gelelim başlığa…
Dedik ya Clark Kent..
Henüz süper değil…
Süpermen hiç değil…
Onun yerine güçlerini başka şeyler için kullanıyor. Bir bakalım…
Clark Kent kriko
Clark’ın babası(Jonathan) çiftçi olduğu için çiftlik işleriyle uğraşmaktadır. Traktör bozulmuştur ve Clark’a seslenir:
- Oğlum, traktör yağ akıtıyor bi kaldırabilir misin?
Clark Kent röntgen aleti
Jonathan bu sefer traktörü kendi kaldırır(krikoyla tabi). Ve Clark’a alışkın olduğundan mıdır nedir traktör krikodan kayıp Jonathan’ın ayağına düşer. Clark hemen koşup traktörü babasının üzerinden kaldırır. Babası yerden kalkamaz. Ayağının acıdığını söyler. Clark hemen X ışını saçan gözlerini kullanarak babasının ayağına bakar ve sonuç:
- Baba, sakın kıpırdama bacağın kırılmış..
Clark Kent kahve ısıtıcı
Clark’ın özel güçlerini bilen bir sevgilisi vardır. Clark ona kahve alır ancak kız yanına gelene kadar kahvesi soğur. Sevgilisi Clark’a:
- Tatlım kahvem soğumuş ısıtır mısın? (Gözündeki ışınlar niye var ki zaten:))
Kategorisi: zafersel | Etiketler: Clark Kent, gücün gereksiz kullanımı | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 8, 2008 yazan: xaph
Hani bazen sebepsiz yere hüzünlenirsiniz ya birdenbire her şey saçma gelir gözünüze, hiçbir şey yapmak istemezsiniz. Ne yapmalı bu durumlarda?
Her şeyi bırakıp kendini bir kenara çekip kafa mı dinlemeli?
Bir dost bulup(ya da onun seni bulmasını bekleyip) konuşarak, eğlenmeye çalışarak kendini kendinden mi kaçırmalı?
Yoksa oturup hüngür hüngür ağlamalı mı?
Bir kenarda durup somurtmanın çok fazla bir şey getireceğini sanmıyorum. İçinizde garip bir hüzünlenme varsa ne değişiklik olacak ki? Ha başın ağrır dersin ben biraz uyuyayım geçer dersin. Ama bu uyumayla da geçmeyen anlamsız bir sıkıntıdır. O yüzden boşuna somurtmaya gerek yok
Canımız sıkkın olsa da hayat güzel yaşamak gerek…
Birileriyle konuşmak kesinlikle olumlu etki yapabilir. Çünkü sebepsiz olan bir şeydir bu ve işin ilginci bunun sebepsiz olduğunu siz de bilirsiniz. Ve bundan kurtulmak istersiniz. Keyifli bir muhabbet, yanına güzel bir rakı sofrası(bu olmasa da olur da kafa dağıtmak için birebirdir) bir de güzel bir insan oldu mu yanında daha ne ister ki insan? Tok karnına alınan tek dozda çözüm getiren bir ilaçtır bu…
Peki bunu da istemezseniz nolacak? Yani sonuçta canınız bir şey yapmak istemez. En seveceğiniz şeyler bile o an size yabancı gelebilir.
Diyorum ki oturup ağlayalım…
Öyle bir ağlayalım ki ne dert kalsın ne tasa…
Bütün sebepsiz hüzünler çıkıp gitsin içimizden…
Ağlayıp mutlu olalım hatta ağlarken bile mutlu olalım…
Biraz sadistlik moduna geçse de aslında olmayacak şey değil. Zaten ağlamak gülmenin kardeşi değil miydi? Ağlamak içimizi boşaltmak değil miydi? Ağlayarak içimizdeki sıkıntıyı da dışarıya atmış oluruz o zaman. Ondan sonra da yeniden gülmemek için bir sebep yok 
Çok gülen çok ağlar derler ya, ben de inadına çok ağlayan çok güler diyorum.
Gülmeye mola vermiş birisinin mola yeridir ağlamak…
O zaman haydi mola vermeye…
Kategorisi: zafersel | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 8, 2008 yazan: xaph
Sabahleyin uyanmak ile sabahlamak arasındaki farkın en net şekilde anlaşıldığı zamandır sabahın körü…
Sabahın erken saatleri -eğer düzgün bir uyku uyuduysanız- beyninizin son derece algıya açık olduğu bir vakittir. Algılama yeteneğiniz üst sınırdadır ve beyninizin içi boştur. Bir de güne kahveyle başlarsanız, kimse tutamaz sizi artık 
Ancak olaya bir de diğer açıdan bakarsak…
Gece boyunca çalışmış, bir şeyler üzerinde uğraşmış ya da laklak yaparak sabahlamış birisi için sabah, beynin bittiği andır. Hatta beyin uyumuştur ama siz farkında değilsinizdir. Abuk sabuk şeylere güler, anlamsız şeylere takılır, mantık aramadan yorum yaparsınız her şeye…
Aslında zevkli bir zamandır sabahladıktan sonraki sabah. Uykunun ne kadar güzel bir şey olduğunu anlamanız için bir fırsattır. Ya da duyarsız bir hale gelmenin ne kadar güzel olduğunu farketmenize de yarayabilir. Bir şey düşünemezsiniz genellikle ve düşünemediğiniz için de bir şeyleri dert etmenize de gerek yoktur. Bir nevi sarhoşluk durumu da diyebiliriz buna. Dertsizliğin dibine vurulduğu bir sarhoşluk..
Her ne kadar çalışmayan bir beyinle durmak güzel olsa da, uyumak lazım. Ama uyumamız gerektiği için uyumak değil, uyanmak için uyumak lazım..
Ne de olsa uyandığımızda bizi yeni bir hayat bekleyecek değil mi!!
Kategorisi: zafersel | Etiketler: uyku sarhoşu | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 6, 2008 yazan: xaph
Ubuntu’nun standart görünümünden sıkılmışsanız ve kendinize siyah ve gri renklerin hakim olduğu bir tema arıyorsanız Ubuntu Studio teması sizin için iyi bir alternatif olabilir.
Ubuntu’yu bir medya merkezi haline getirmek için üretilmiş Ubuntu Studio, kolayca kurulabilen temasıyla Ubuntumuza yeni bir tarz getiriyor.
Ubuntu Studio hakkında detaylı bilgi almak için sitesini buradan ziyaret edebilirsiniz.
Ekran görüntülerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Ubuntu Studio’yu indirmek için ise burayı kullanabilirsiniz.
Gelelim kendi Ubuntu’muza Ubuntu studio temasını nasıl kuracağımıza:
Her zaman olduğu gibi burada da “apt-get” yardımımıza koşuyor. Konsoldan yazacağımız
$ sudo apt-get install ubuntustudio-look
komutu ile Ubuntu Studio temamız bilgisayarımıza kurabiliriz.
Daha sonra ise menümüzden Sistem>>Tercihler>>Görünüm yolundan Tema sekmesine gelerek Ubuntu Studio temamızı seçip kullanmaya başlayabiliriz.

Yeni temanız hayırlı olsun, güle güle kullanın 
Kategorisi: ubuntu | Yorum Yok »
Yazım tarihi Mayıs 5, 2008 yazan: xaph
Gmail hesabınızı kontrol etmek için her seferinde browser’inizi açıp mail adresinize girmekten sıkıldıysanız bir de bu küçük ama kullanışlı programı deneyin.
Programın ubuntu üzerinde kurulumu oldukça basit tek yapmanız gereken menüden Uygulamalar>>Program Ekle/Kaldır’ı seçmek ve checkgmail programını aratıp kurmaktır. Kurulumu konsoldan yapmak isterseniz
$ sudo apt-get install checkgmail
komutu yeterli olacaktır.
Program kurulup siz çalıştırdıktan sonra karşınıza şu şekilde bir ayar ekranı gelecektir.
Maillerinizi almak için bu ekran üzerinde tek yapmanız gereken şey sol taraftaki Login details bölümünden username kısmına gmail kullanıcı adınızı, password kısmına da gmail kullanıcı parolanızı girmektir. Daha sonra panel üzerinde küçük bir kutucuk çıkacak ve her yeni mail aldığınızda sizi uyaracaktır.
Artık maillerinizi panel üzerinden rahatça takip edebilirsiniz. Güle güle kullanın
CheckGmail Resmi Sitesi
Kategorisi: ubuntu-program | Etiketler: checkgmail, ubuntu | 2 Yorum »
Yazım tarihi Mayıs 4, 2008 yazan: xaph
Programlama ile ilgilenip bir de üzerine bir yerlerde(forum gibi) kod yazmaya çalışan insanlar bilirler ki yazılan kodlarda bırakılan boşluklar gözükmez. Bunun sebebi sitelerin yazdıklarınızı gösteren sayfalarının html ile yapılmış olması ve html’in de boşluk kabul etmemesidir.
WordPress kendi bloglarında kod yazmayı düşünenler için css ile bir tag tanımlamış. Bu tagle birlikte kodlarımızda dilediğimiz gibi girintileme yapabiliyoruz. Hatta bu tag sadece girintileme yapmak ile kalmıyor; kodunuza satır numarası ekliyor, kodunuzu renklendiriyor ve kopyala yapıştır yapmanız için imkan veriyor. Bu özelliği kullanmak için kodunuzu istediğiniz gibi yazdıktan sonra başına [sourcecode language='css'] ve sonuna da [/sourcecode] taglarını yazıyorsunuz ve böylece kodlarınızda istediğiniz gibi girintileme yapma imkanına sahip oluyorsunuz.
Dikkat etmeniz gereken bir de şöyle bir nokta var ki tag’imizin içinde language=’css’ diye bir kısım var. Bu kısım kodun hangi programlama diline göre düzenleneceğini belirtiyor. Şu an için desteklenen programlama dilleri şunlardır:
- cpp
- csharp
- css
- delphi
- html
- java
- jscript
- php
- python
- ruby
- sql
- vb
- xml
Örnek olarak ise C++ ile yazılmış bir “Hello World!” uygulamasını “sourcecode” ile taglayelim ve sonucu görelim:
#include <iostream>
using namespace std;
int main()
{
cout<<"Hello World!"<<endl;
return 0;
}
Kategorisi: başlangıç | Etiketler: kod yazmak, sourcecode, worpress tag | Yorum Yok »